Dünyada Savaş raporu bizde bütçe raporu


Dünyanın gündemi çok hızlı bir şekilde değişiyor yazacak çok şey bulunabilir ama emin olun satırlar buna yetemez. Yılın ilk haftası ABD'nin İranlı komutan Kasım Süleymani'yi öldürmesiyle birlikte, İran da misilleme olarak Amerikan üslerini vurmuştu. ABD İran'a ambargo uygulamış bir şekilde de Çin'le ticaret ve kur savaşının bitmediğini göstererek Çin'in İran’dan elde ettiği ucuz enerji kaynaklarına da ambargo koymuş oldu.

Petrolde ABD-İran riski!

 Şimdilerde piyasaların beklentisi ABD-İran arasında sıcak bir çatışma olmayacağı üzerine ancak sıcak bir çatışma olması halinde özellikle brent petrol fiyatlarının 150 dolara kadar çıkması gündeme gelebilir ve böyle bir durumda da ülkemizin ekonomisi ciddi anlamda etkilenir.

Ülkemizin petrol fiyatları üzerinden bu acı tecrübeyi geçmişte de yaşadığını da hatırlatmak isterim. Dünya devletlerinin ekonomisi hiç olmadığı kadar kırılganken savaş riskinin artması hiç bir ülkenin ekonomisinin menfaatine olmayacağını söylemek doğru olacaktır. O sebeple de ABD-Çin arasında geçen hafta birinci faz ticaret antlaşması imzalandı. En azından Dünya piyasaları biraz nefes alabildi.

Bütçe açığı arttı

Ülkemizin gündemine ise geçen hafta Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı Bütçe Gerçekleşme raporu verileriyle başlarsak 2018’de 72.813 milyar TL açık veren bütçe, 2019 da 123.693 milyar TL açık verdi. Yani %68’lik bir yıllık artış oranı mevcut. Faiz dışı denge 2018’de fazla verirken 2019’da yaklaşık 23 milyar TL açık veriyor.İmar barışı, bedelli askerlik ve vergi barışıyla toplanan vergilerle vergi gelirlerinde %30’luk bir artış gerçekleşse de hazinenin bütçe açığı 123 milyar TL olması hazine bütçesinin dengelenmesi için daha çok zam ve vergi koyması gerektiğini gösterir ki; bu firmalar ve hane halkları için kötü bir haber.

Kaynakları doğru kullanmak elzemdir

Bu verilerin enflasyona olumsuz yönde yansıması nasıl olur? Bütçe açığının kapanması için yapılacak her vergi artışı ve zam enflasyonu da yukarı çeker. Ekonomideki çarkların sadece kamu yatırımları ve harcamaları üzerinden dönebilmesinin neticesi aslında bu veriler. Bu açığın büyük bir kısmını bankalar fonlamayla kapatacağı için özel sektöre verilecek kredi kanalı daralacak, özel sektör yeniden fonlanamayacak ve yatırım yapamayacak.  Bu sebepten dolayı geçen yazılarımda da bahsettiğim gibi özel şirketlerin ve hane halklarının şu zamanlarda kredi kullanmasının uygun olacağını, kesinlikle bütçe ve risk planlarını oluşturmaları gerektiğini tavsiye etmemim sebebi bu beklentiler üzerineydi. Artık hem ülkemiz için hem de bizler için iktisadi olarak ister şirket olalım ister birey,  kaynaklarımızı savurganca ve hoyratça harcamak yerine; akıllıca ve doğru yerlere doğru şekilde yatırım yapmak bizler için elzemdir.

Bahar havasında faiz indirimi

Merkez Bankası da geçen hafta 0,75 bazlık bir faiz indirimi yaparak politika faizini  %11,25’ye çekmiş oldu. Gelecek ayı enflasyon verilerinin düşük geleceği beklentisi ve geçmiş indirimlerin büyüme oranına olumlu etkilerinden dolayı faiz indirim trendine devam etti.  Yıllık enflasyonun %11,85 olduğunu düşünürsek aradaki fark reel faiz olduğu için yatırımcı bu indirimden sonra beklenen olumlu enflasyon verileri gelmez ise; dövize yönelmeler ile birlikte kur artışları gerçekleşebilir.  Dolar/TL kurunun bu faiz indiriminden sonra artmaması Küresel piyasalardaki bahar havasından dolayı… Bu nedenle Para Politikası Kurulu bu bahar havasını akıllıca kullanmış oldu.

Borsada rekor üstüne rekor

Bir diğer önemli konu başlığı ise, rekor üstüne rekor kıran Borsa İstanbul.  Sanayi üretim verilerinin iyileşmesi ve ABD-İran arasındaki gerginliğinin azalması ve yabancıların borsamıza olan talebi üzerine borsada yukarı yönlü bir ralli gerçekleşmiş oldu. Aslında Borsa İstanbul'un  Türkiye'nin Dünya ekonomisinin 17. büyük ekonomisi olduğunu düşünürsek buradaki ölçeği olması gereken yerin çok çok altında. Piyasa değeri, pay senedi, işlem hacmi, kote olan şirket sayısının az olması Borsa İstanbul'u Dünya genelindeki borsalar arasında değersiz kılıyor. Ayrıca yabancıların borsadaki payı %65 civarında. Bu bilgilerle Borsa İstanbul endeksinin rekor kırması ve yukarı yönle gideceğine dair işaretler bizim için olumlu ve hala güvenin olduğunu gösteriyor. Her zaman güçlü bir ekonomi modelinde Sermaye Piyasaları çok önemli rol oynar. Yatırım alternatifi oluşturur. Ben en azından borsanın ilerde olduğu yerden daha iyi noktalarda olacağı kanaatindeyim.

Kötü ve sancılı başlayan ocak ayı şu sıralar sakinliğini korusa da  dünyada sular durulacak gibi görünmüyor. Dünyada ve Türkiye’de öne çıkan gelişmelerin ekonomiye yansımalarını analizlerimle aktarmaya devam edeceğiz.  Güzel haberler ve olumlu verilerle bir sonraki yazımızda buluşmak dileğiyle…